Silikon Vadisi Bankasının Çöküşü 2008 Mali Krizi Benzeri Bir Buhranın Habercisi mi?

ABD ekonomisinde sular durulmuyor. Ülkenin en büyük kripto odaklı bankası haline gelen Silvergate’in ardından geçtiğimiz hafta Silikon Vadisi teknoloji girişimlerinin bankası SVB (Silikon Vadisi Bankası) de iflas etti. İşte SVB’nın çöküşünün ardındaki gerçekler.

Amerikan finans sisteminde bir türlü dağılmayan kara bulutlar bugünlerde ekonomi çevrelerini “2008 mali krizinin bir benzeri yolda mı?” tartışması etrafında buluşturuyor.

Geçtiğimiz hafta içi başlayan Silikon Vadisi Bankası krizi bu senaryoları daha güçlendirecek bir iflası beraberinde getirdi. ABD’de birçok girişimin FED’in uzun süredir devam eden faiz artışlarının etkisiyle çok fazla nakit yakarak ayakta kalmaya çalıştığı biliniyor. Son dönemde mevduatlarını bankadan çekmek durumunda kalan girişim şirketlerinin, sermaye artırımına başvurmak zorunda kalması girişimci ekosistemine borç veren SVB’yi içinden çıkamayacağı bir krize soktu. 

2 günde 80 milyar dolar zarar

SVB, geçtiğimiz çarşamba akşamı, portföyünün zararına satışından kaynaklanan bilanço açığını dengelemek için ciddi bir hisse satışı açıklaması yaptı. Sadece 2 gün içinde hisse değerlerinde yüzde 60’dan fazla kayıp yaşayan banka toplamda 80 milyar dolar zarara uğradı ve iflas etti. Bu durumun sonrasında SVB Financial Group Federal Mevduat Sigorta Kurumu’nun (FDIC) eline geçti. Yaşanan kriz kısaca bu şekilde, peki ekonomiye etkilerinin neden büyük olması bekleniyor? Bu çöküşün girişim sektörü için uzun ve kısa vadede yansımaları neler olabilir? Bankacılık ve teknoloji sektörleri için ne ifade ediyor? Bu ve benzeri soruların yanıtlarını kısa kısa bir araya getirdim.

SVB girişim ekosistemi için ne ifade ediyor?

Silikon Vadisi Bankası, 1983 yılında Kaliforniya eyaletinde yer alan Santa Clara şehrinde kuruldu. Banka hızla bu bölgede gelişen teknoloji sektörü ve onu finanse eden insanlar için vazgeçilmez bir finans kurumu haline geldi. SVB’nin 2021 itibarıyla ABD’deki tüm girişimlerin neredeyse yarısını finanse ettiği biliniyor. SVB aynı zamanda, bu girişimleri finanse eden birçok risk sermayesi şirketinin de iş ortağı. Banka kendisini ‘inovasyon sektörünün finans ortağı’ olarak tanımlıyor. Geçen yılın sonunda SVB’nin toplam aktifleri 209 milyar dolar ve toplam mevduatı 175 milyar dolardı.

SVB krizi nasıl başladı?

Banka geçtiğimiz hafta içinde içine düştüğü krizden çıkabilmek için geleneksel bir bankacılık hamlesi yaptı ve iflas etti. Malum bankalar müşterilerden mevduat alır ve bunları tahvil gibi genel olarak güvenli menkul kıymetlere yatırır. ABD’de FED faiz oranlarını artırdıkça, bu tahvillerin değeri azaldı. Bu normalde bir banka için hemen ciddi bir krize neden olmaz. Ancak SVB için işler normal bir bankadan biraz daha farklı ilerledi. Risk sermayesi ve teknoloji sektöründeki durgunluk sebebiyle bankanın mevduat girişleri yavaşladı ve dahası müşteriler paralarını çekmeye başladı. 8 Mart Çarşamba günü, SVB’nin ana şirketi SVB Financial Group, portföyündeki 21 milyar dolarlık menkul kıymeti yaklaşık 2 milyar dolar zararla sattıktan sonra 2,25 milyar dolarlık hisse satışı gerçekleştireceğini açıkladı. Bu hamlenin amacı bilançoyu dengelemekti. Ancak ters tepti ve piyasalara tabiri caizse ürküttü. VB Financial’ın hisse fiyatı geçtiğimiz perşembe günü düştü. Peter Thiel ve Union Square Ventures gibi büyük risk sermayedarlarının şirketlerine, ellerinden geldiğince paralarını bankadan çekmelerini söylediği bilgisinin ortaya çıkması ile işler banka için içinden çıkılmaz bir noktaya gitti. Cuma sabahı hisse satışları durduruldu ve SVB’nin satış görüşmelerinde olduğu bildirildi.

Hızlı çöküşün altındaki temel neden nedir?

SVB’nin iş odağı tamamıyla risk sermayesi ve özel sermaye üzerineydi. ABD’de girişim firmaları son 10 yılda başarıdan başarıya koşarak ciddi kazançlar elde ettiler. Haliyle SVB için de maddi anlamda her şey çok iyi gitti. SVB işler tersine döndüğü noktada çeşitlendirmediği müşteri portföyünün faturasını ödemek durumunda kaldı.

SVB’nin iflası bankacılık sistemin için ne ifade ediyor?

ABD tarihinde bir bankanın dahi başarısız olmadığı en uzun dönem 2004-2007 yılları arasıdır. Sonrasında neler olduğunu hepiniz az çok biliyorsunuz. SVB’nin çöküşü kuşkusuz sermaye sahipleri için iyi bir haber değil.  ABD’de banka hisseleri hızla düşüyor ve SVB ve Silvergate’in başına gelenlerin diğer bankaların başına gelmeyeceğini şu noktada kimse söyleyemez. Çünkü bankacılık temelde bir güven işidir. İnsanların güveni sarsıldı mı bunu eski haline getirmek çok kolay olmaz. Tabii bu süreçteki ana belirleyicilerden bir diğeri FED’in agresif faiz artışlarına devam edip etmeyeceği olacak.

Yakın vadede teknoloji şirketleri için ne anlama geliyor?

SVB’ye parasını bağlayan teknoloji şirketlerini önümüzdeki günlerde neler bekliyor? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri de bu. SVB’yi devralan FDIC, şirketin büyüklüğüne bağlı olarak 250 bin dolara kadar depozito garantisi veriyor. Bu sadece SVB’ye nakit para yatıran şirketler için geçerli değil, aynı zamanda diğer SVB araçlarını kullanan şirketler için de geçerli. Diğer yandan ABD’de herhangi bir girişim SVB kullanmıyor olsa bile, tedarikçileri ya da diğer iş ortakları bu banka ile çalışıyor olabilir. SVB’nin başka bir banka tarafından satın alındığı ve fonların yeniden akmaya başladığı en iyimser senaryoda bile, yaşanacak kısa vadeli aksaklıklar birçok şirketi zora sokmaya yetecektir.

Twitter

Linkedln

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir